baġatur ~ batır

yiğit, bahadır.

batır “cesur adam, yiğit” < ET batur “batır, kahraman”; ayrıca Far. bahâdur < Moğ. bağatur. Eski Kıpçakçada bahadur olarak geçer (MAŞKARAOĞLU, S. KIRIM-TATAR SÖZ VARLIĞINDA BAZI EŞ ANLAMLI SIFATLARIN KULLANIMI ÜZERINE NOTLAR. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi, (45), 105-125.)

Durmuş’un açıklaması: Alp kelimesi ile aynı anlama gelen bagatur ve sökmen kelimeleri de bulunmaktadır. Bagatur kelimesi “bahadır, kahraman” anlamındadır (Gabain, 2000: 266). Sökmen kelimesi de “yiğit, kahraman” anlamına gelmektedir (Kaşgarlı Mahmud, 1992: 266). Ancak bu kelimeler Türk kültür çevresinde tek başlarına ya da diğer kelimelerle birlikte “alp” kelimesi kadar yer almamışlardır. (Durmuş, E . (2020). ESKİ TÜRKLERDE ASKERİ YAPI . Asya Araştırmaları Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi , 4 (1) , 87-102 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/en/pub/asyar/issue/55675/743818)

Mete ismiyle “bahadır” kelimesinin alakası

Bahaeddin Ögel, Alman sinologu F. Hirth’ten faydalanarak Mao-Tun’un asıl adının eski Türkçedeki “bagatur” veya orta Türkçedeki “bahadır” olarak görür ve anlamı da boğadır. Çin
tarihlerinde Tuman’ın oğlunun adı Çin işaretleri ile yazılıyordu. 200 sene önce bu işaretler, Mete şeklinde okunmuş ve Türkiye’deki bilim adamları da batıdan Mete olarak almışlardır. Ögel’e göre bu Çince işaretleri “Mao-tun” olarak okumak gerekiyordu. Yani, Mao-Tun ile Oğuz bir mitolojik varlığın iki tarafı gibi ortaya çıkmışlardır.19 Türk destanları üzerinde çalışan ilk Türk ilim adamı olan Ziya Gökalp da Mao-Tun ile Oğuz Han’ın aynı kişi olabileceğini düşünmüştür. Ayrıca Dede Korkut Kitabı’nın Birinci Oğuznamesi’nin konusunu oluşturan Boğaç Han’ın da Oğuz Han olabileceğini söylemiştir
(Demir, R. İKİ TURAN HÜKÜMDARI: OĞUZ HAN VE MAO-TUN. İTİL SUWI AKA TURUR, 125.)

baġarsuḳ ~ baġırsaḳ

  1. bağısak. 2. merhametli. 3. arkadaş, dost.

Köken bilgisi için ayrıca bakabilirsiniz: baġar ~ baġır

Başdaş’ın açıklaması: Sindirim sisteminin mide ile boşaltım kısmına kadar olan boru biçimindeki kalın ve ince kısmı. ET. bagırsak, DLT. bagırsuk, Kzk. bawırsak, Krg. boorsok, Tat., Özb. içek, Uyg. işey. Türkçe bağır/böğür (karaciğer, göğüs) isimleri ile bağır-, böğür- filleri kökteştir. -sa eki, üzerine geldiği isimlere “istek” anlamı katan bir fiil yapma ekidir. bagır-sa-: hoşlan-, canı çek-, acık-. -k ise isim yapma ekidir (bagır-sa-k). Söz konusu organ, göğüs kafesinin altında bulunduğu, sindirim sisteminin bir parçası olduğu ve ses çıkardığı için bu şekilde adlandırılmış olmalıdır. (Başdaş, C. (2006). Türkçe Organ Adlarında Kelime Sonu-k Ünsüzü ve Çokluk.)

Not: Bugün Türkiye tıp literatüründeki “barsak” biçimi ölçünlü imlaya göre yanlıştır.

baġar ~ baġır

karaciğer, karın; dost, akraba (Gabain, ETG: 266)

“Baġır” kelimesi “göğüs” anlamını ifade eder. Kelime Eski Türkçede “baġır” veya “baġar” şeklindedir (Tokat, M. (2015). Fığla Bardağı Ve Yapımı Teke Yöresi Sempozyumu, 94-06 Mart, 2015, Burdur, Bildiriler Kitabı Cilt 1, 489-495.)

Teymurlu’nun açıklaması: Bu kelimenin birinci anlamı Azerbaycan Türkçesinin Gence, Kürdemir, Gah, Gazah, Mingeçevir, Şeki, Şemkir, Şuşa diyalektlerinde “karaciğer” anlamında kullanılıyor: – “Bağır kavavı yaxşı olur” ( Şeki ); “Qoyunun bağrınnan yaxşı kavaf yedix; Ürəxdə olsa öldürər, öhvədə olsa öldürər, bağırda olsa öldürməz, zayıf olar” ( Gazah ). (ADDL, 2007: 35) Bağır kelimesinin ikinci anlamı Ağdam, Celilabad, Füzuli, Kürdemir, Guba, Şeki diyaletklerinde – “yürek, kalp” şeklindedir:- “Qorxudan unun bağrı yarıldı “( Guba ); “İstidən bağrım çatdadı.” ( Şeki ). (ADDL, 2007: 35) Eski Türkçede baγur şeklinde kullanılmış. Uygur dilinde bağir şekline rastlanır. (Gadjiyeva, 1979: 61) Türkiye Türkçesinin edebi dilinde bağır: ” 1. Karaciğer. 2. Göğüs, kucak 3. Kalp, yürek 4.İç, ön, orta. 5. Orta kısım ( ok, yay ve dağ’da)”anlamlarını içerir. (BTS, 1994:100) Örneğin; 1. Ciğer: Of of kemirir bağrımı of ince hastalık (Orhan V. Kanık). 2. Göğüs, sine: Bağrı çıplak, yalın ayaktı (Yakup K. Karaosmanoğlu).3. Yürek, kalp, gönül: Bağrımda bir çalkanış, bir coşkunluk var (Refik H. Karay). (MBTS, C.I, 2006:255) Eski Türk dilinde bağır sözcüğü “1. Göğüs, ciğer, sine. 2. Akciğer. 3. Karaciğer. 4. Yürek.” anlamlarında kullanılmıştır.(YTS, 1983:22) Türk kökenli bagır (böğür, göğüs boşluğu)dan bağır kelimesi oluşmuştur. (TDES, 1998:64) [Teymurlu, Z. (2010). Azerbaycan dili diyalektlerinde ve Türk edebi dilinde kullanılan ortak kelimeler.]

Güven’in açıklaması: Baġır: [A: serb-L: viscera] bağır ; ciğer, bağırsak gibi vücut boşluklarında bulunan organların ortak adı DK(ciğer-ğöğüs)57; KK 52; KGn (karaciğer) 448; DLT 53, (karaciğer) 59; TLS[AT(köks), BT(kükräk), KkT(kevde-kökirek), KzT(kökürök),
ÖT(kökräk), TT(kükräk), TnT(kükrek), UT(mäydä- kökr beyin k) ] 44; Eski
Türkçeden itibaren yazılı belgelerle takip edebildiğimiz bağır [baġar>baġır(:
karaciğer) ile baġır (:göğüs, akraba, karın)] karşılıklarındaki (Caferoğlu 1993:20)
kelimenin, anlam genişlemesi yoluyla bugünkü ses ve anlamında kullanıldığını
düşünüyoruz. (Güven, M. (2008). Kitâbü’l-Müntahâb Fi’t-Tıbb’daki Türkçe Organ Adları. Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi1(23), 111-135.)

baġ ~ baγ ~ baḳ ~ paḳ

baġ ~ baγ ~ baḳ ~ paḳ “bağ, köstek, bent, bohça, bölük; örtü”; baγlıγ ~ baġlıġ “örtülü, hasır örtülü; tutuklu; bohça, paket” (bk. Yıldız, H . (2013). Eski Türkçede Dokumacılıkla İlgili Söz Varlığı . Arış Dergisi , (9) , 82-91 . DOI: 10.34242/akmbaris.2019.54)

Kelime Türkçeden Farsça ve Macarcaya da geçmiştir. (bk. KARAAĞAÇ, G. (1998). Türkçenin Komşu Dillere Verdiği Giyim Kuşam Kültürüyle İlgili Kelimeler. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi, (5).)

2. anlam

Farsça baġ “bahçe” kelimesi Eski Türkçede de bulunmaktadır (bk. Gabain, A. V. (2007). Eski Türkçenin Grameri. Ankara: TDK Yayınları, s. 266.)

baḍruk

bayrak

Kelimenin Kökeni

Hasan Eren’e göre: Türkmencede bayrak’a baydak denilirdi, anlamı ise “ödül” olarak kullanılırdı. Kelime Nogayca, Kara Kalpakça gibi diyalektiklerde, Türkiye Türkçesi’nde olduğu gibi geçer. Resmî kayıtlarda ilk kez Bayrak’ı Orta Türkçeden başlayarak geçtiğini görüyoruz. Orta Türkçede ‘bayrak’, batrak olarak geçer. Bu kelimenin eski Türkçede ‘batır’ kökünden geldiği anlaşılıyor. Zamanla batrak badrak’a, bardak ta bayrak’a dönüşmüştür. Eski Türkçede ise bayrak; Moğolcaya (orungğa veya orongğa) olarak ta geçen “urunu-urgu” şeklinde bilinirdi (Akt. Soysal, M. E. (2010). Tarihsel süreçte bayrak ve sancaklarımız. Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, (42), 209-239.)